DUT VE KİRAZ MEVSİMİNDE GELEN AYRILIK: AZİZ DOST HASAN ALSU'NUN ARDINDAN — Süleyman Yapıcı

DUT VE KİRAZ MEVSİMİNDE GELEN AYRILIK: AZİZ DOST HASAN ALSU'NUN ARDINDAN

DUT VE KİRAZ MEVSİMİNDE GELEN AYRILIK: AZİZ DOST HASAN ALSU'NUN ARDINDAN

Hasan Alsu...

Bu ismi yazarken bile yüreğime bir ağırlık çöküyor. Çünkü bazı insanların yokluğuna inanmak kolay olmuyor. Bazı insanlar vardır; hayatınızın bir döneminde karşınıza çıkarlar, sonra da sessizce hayatınızın ayrılmaz bir parçası hâline gelirler ama gittiklerinde arkalarında kocaman bir boşluk bırakırlar.

 Hasan Alsu da benim için iyi bir arkadaştı, iyi bir dosttu; ama bunlardan da öte, karakteriyle örnek alınacak bir insandı.

Bazı dostlar vardır; yıllar boyunca yanınızda oldukları için varlıklarına alışır, onları hayatınızın değişmez bir parçası sanırsınız. Sonra bir gün ansızın gelen bir haber, o sarsılmaz sandığınız gerçeği yerle bir eder.

İşte Hasan Alsu'nun vefatı bana böyle bir acı yaşattı.

17 Haziran 2026 Çarşamba günü gelen haberle yüreğime tarifsiz bir hüzün çöktü.

Çünkü kaybettiğim sadece eski bir çalışma arkadaşı değildi.

Otuzbeş yıla yaklaşan bir dostluğu, sayısız hatırayı, nice sohbeti ve gönlü güzel bir insanı kaybetmiştim.

Hasan Alsu...

Onun adını her andığımda zihnimde önce dürüstlüğü, sonra tebessümü, sonra da sarsılmaz karakteri belirir.

Hayatının her döneminde görevini hakkıyla yapmaya çalışan, sorumluluk almaktan kaçmayan, sözüyle özü arasında mesafe bulunmayan nadir insanlardan biriydi.

Öğretmenlik yıllarının ardından Maden ilçemizde Millî Eğitim Müdürlüğü görevinde bulunmuş, uzun yıllar Kaymakam Vekilliği görevini de başarıyla yürütmüştü. Devlet görevini ciddiyetle yerine getirirken insanlığından, tevazusundan ve samimiyetinden hiçbir şey kaybetmemiş dürüstlüğü, çalışkanlığı ve insanlığıyla iz bırakmıştı.

Bizim yollarımız 1992 yılında Elazığ İmam Hatip Lisesi'nde kesişti.

Birlikte çalışmaya başladığımız ilk günlerden itibaren onda farklı bir karakter gördüm. Gösterişten uzak, dürüst, vefalı ve güven veren bir insandı.

Yaşça benden büyük olmasına rağmen yıllar geçtikçe mesai arkadaşlığımız kısa zamanda dostluğa, dostluğumuz ise kardeşliğe dönüştü.

Birlikte çalıştığımız her gün, onun ne kadar güvenilir ne kadar vefalı ve ne kadar sağlam karakterli bir insan olduğunu daha iyi görüyordum.

1997 yılında dönemin Elazığ Belediye Başkanı, çocukluk ve okul arkadaşım merhum Hamza Yanılmaz’ın daveti üzerine Elazığ Belediyesi'ne geçmeye karar verdiğimde, birlikte çalışmak istediğim birkaç arkadaşım vardı.

İlk aklıma gelen isimlerden biri Hasan Alsu oldu.

Teklifimi hiç tereddüt etmeden kabul etti.

Birlikte belediyeye yatay geçiş yaptık.

Ben Eğitim, Kültür ve Sosyal İşler Müdürlüğü görevine, Hasan kardeşim ise Personel Müdürlüğü görevine atandı.

Artık birbirimizin ortağıydık.

Bu kader yolculuğunda sanki ortak olmuş ve birbirimize “ortak, ortağım” diye hitap eder olmuştuk.

Aynı ideallere inanarak, aynı heyecanla çalıştık. Birlikte hizmet ettik, birlikte emek verdik. Kurumumuz için güzel işlere imza attık.

Kurum için hizmet üretmeye gayret ederken dostluğumuz da kök salmaya devam etti.

Yıllar sonra geriye dönüp baktığımda, yapılan hizmetlerden çok birlikte yaşadığımız dostluğu hatırlıyorum.

Hasan Alsu, dostluğu da görevi kadar ciddiye alan insanlardandı.

Çünkü makamlar gelip geçiyor.

Görevler sona eriyor.

Fakat insanın gönlünde yer eden dostluklar kalıyor.

Hasan kardeşim emekli olduktan sonra kendisine yeni bir uğraş bulmuştu.

Bir köyde satın aldığı bahçeyle adeta ikinci bir hayata başlamıştı.

Toprağı seviyordu.

Ağaçları seviyordu.

Üretmeyi seviyordu.

Bahçesinden söz ederken sesindeki heyecanı hissederdiniz.

Dikilen fidanlar, açan çiçekler, olgunlaşan kirazlar ve dutlar onun için sadece meyve değildi; emeğin, sabrın ve huzurun meyvesiydi.

Dostluğumuz bu dönemde de hiç eksilmedi.

Ne zaman görüşsek:

Ortak, gel, bahçeye uğra” derdi.

Dutlar oldu. Sen dut seversin.

Kirazların da tam zamanı.

Gel beraber yiyelim.

Bu davetlerin her biri aslında dostluğa yapılmış bir davetti.

Bir bardak çayın, birkaç dutun, birkaç kirazın etrafında kurulacak samimi bir muhabbetin davetiyesiydi.

Üstelik benim yazılarımın da en sadık takipçilerinden biriydi.

Yazdığım hemen her yazıyı okur, beğenir, değerlendirir ve yorum yapardı.

Bazen bir yazım yayımlanır yayımlanmaz telefon eder, düşüncelerini paylaşırdı.

Bu yönüyle sadece dost değil, aynı zamanda gönülden bir yol arkadaşıydı.

Bugün beni en çok yaralayan şeylerden biri de budur.

Çünkü yıllardır yazdığım her yazıyı okuyan Hasan kardeşim, bu yazıyı okuyamayacak.

İnsan bazen bir gerçeği kabul etmekte zorlanıyor.

Birkaç gün önce konuşmuştuk.

Yine bahçesinden söz etmişti.

Yine dut ve kiraz yemeye davet etmişti.

Emeklilik durumumu sormuş, hatta kendi hissesinden bana da yer verebileceğini söylemişti.

Ortağım gel, beraber uğraşırız” demişti.

Ben de arazinin bölünüp bölünemeyeceğini sormuştum.

Araştıracağını, hafta başında Tapu Müdürlüğü’ne gideceğini söylemişti.

Meğer o konuşma son konuşmamızmış.

Meğer o davet, son davetiymiş.

Meğer dutlar ve kirazlar bu yıl onsuz olgunlaşacakmış...

Şimdi düşünüyorum da...

Belki de insanın ardından söylenebilecek en güzel söz, geride bıraktığı hatıraların güzelliğidir.

Hasan Alsu geride tertemiz bir isim bıraktı.

Dürüstlüğüyle anılan bir ömür bıraktı.

Vefasıyla hatırlanan bir dostluk bıraktı.

Sevgiyle yâd edilen bir insanlık mirası bıraktı.

O; cesur bir insandı.

Yiğit bir insandı.

Sözüne güvenilen bir insandı.

Davasına sadakatle bağlı bir insandı.

Dostluğu menfaatle kirletmeyen, arkadaşlığı ömür boyu taşıyan bir insandı.

Kısacası, bugün çok kolay rastlayamadığımız güzellikleri şahsında toplamış adam gibi bir adamdı.

Şimdi bahçesinde rüzgâr esiyor.

Dallarında kirazlar sallanıyor.

Dutlar olgunlaşıp hüzünle dökülüyor.

Ama bahçesini büyük bir sevgiyle işleyen o güzel insan artık aramızda değil.

Geriye ise dostlarının kalbinde taşıdığı güzel hatıralar kaldı.

Ben de bugün bu satırlarla, yıllarca omuz omuza yürüdüğüm aziz dostuma vefa borcumu ödemeye çalışıyorum.

Rabbim kendisine rahmetiyle muamele eylesin.

Kabri nur, mekânı cennet olsun.

Bizler onu; dürüstlüğüyle, vefasıyla, dostluğuyla ve güzel yüreğiyle hatırlamaya devam edeceğiz.

Hoşça kal Hasan kardeşim...

Hoşça kal aziz dost...

 

Süleyman Yapıcı

23.06.2026

Günışığı Gazetesi

Süleyman Yapıcı
İlahiyatçı & Araştırmacı Yazar
Hakkımda