İKİ ASIRLIK HASRET: HAYMANA’DA PALU’YU BULMAK – 1 — Süleyman Yapıcı

İKİ ASIRLIK HASRET: HAYMANA’DA PALU’YU BULMAK – 1

İKİ ASIRLIK HASRET: HAYMANA’DA PALU’YU BULMAK – 1

Ankara’ya her gidişimde mutlaka uğradığım yerlerden biri Hacı Bayram-ı Veli’nin manevi huzuru olur. Türbeyi ziyaret eder, avlusunda bir süre oturur, ardından tarih kokan dar sokaklarında dolaşırım. Bu ziyaretlerimin değişmeyen bir başka durağı ise tarihi Ulus Hali olur.

Alışverişten çok insanlarla sohbet etmeyi severim. Esnafla, pazarcıyla, seyyar satıcıyla konuşur; nereli olduklarını sorarım.

— “Haymana’dan...

Bu cevabı o kadar çok duyarım ki artık şaşırmam.

Sıra bana geldiğinde ise aynı soru yöneltilir.

— “Siz nerelisiniz?

— “Elazığlıyım.

Bunun hemen ardından ikinci soru gelir.

— “Elazığ’ın neresinden?

— “Palu...

Daha “Palu” kelimesi dudaklarımdan çıkar çıkmaz yüzlerde büyük bir heyecan belirir.

— “Biz de Paluluyuz.

— “Dedelerimiz Palu’dan gelmiş.

— “Bizim atalar da Palulu...

İşte asıl şaşıran o zaman ben olurum.

Ankara...

Haymana...

Palu...

Aralarında yüzlerce kilometre bulunan bu üç yer nasıl aynı cümlede buluşabiliyordu?

Merak edip sorduğumda aldığım cevap hep birbirine benziyordu.

“Atalarımız çok eskiden Palu’dan gelip buraya yerleşmiş.”

1980’li yıllardan itibaren her Ankara ziyaretimde aynı hikâyeyi dinledim. Fakat hiçbir zaman bu göçün ne zaman ve neden gerçekleştiğini öğrenemedim.

Bu merak zihnimin bir köşesinde yıllarca yaşamaya devam etti.

2004 yılında yayınlanan ilk kitabım “Palu Tarih, Kültür, İdarî ve Sosyal Yapı” üzerinde çalışırken Osmanlı arşivleri ve çeşitli kaynaklar arasında yaptığım araştırmalarda Haymana-Palu bağlantısına yeniden rastladım. O gün kendi kendime bir söz verdim.

Bir gün bu hikâyenin peşine düşecektim.

***

2008 yılında kardeşim ve eşi hacca gideceklerdi. Yeğenlerime bakmak için eşimle birlikte ben de Ankara’ya gitmiştim.

Hacı Bayram...

Sebze hali...

Yine Haymanalı esnaflar...

Yine Palu...

Artık beklemenin anlamı yoktu.

Bu göçün izini sürecektim.

Konuyu Ankara’da yaşayan halam oğlu Bekir Ali Demirel ile Emin Giray’a açtım.

— “Haymana’ya gidip bu işin aslını araştıralım mı?” dedim.

İkisi de hiç düşünmeden kabul etti.

Hafta içi bir gün üçümüz Haymana’nın yolunu tuttuk.

Fakat ortada küçük bir problem vardı.

Haymana’da kimi bulacaktık?

— “Kahvehanelere girelim,”

— “Mutlaka bilen biri çıkar.” dedim.

İlk kahvehaneye girdik. Durumu anlatıp sorduk:

— “Burada Palulu var mı?”

— “Yok.”

İkinci kahvehane...

Aynı cevap.

Üçüncü kahvehane...

Yine sonuç alamadık.

Tam ümidimizi kesmiş, dışarı çıkmıştık ki yaşlı bir vatandaş yanımıza yaklaştı.

— “Birini mi arıyorsunuz?”

— “Palulu birilerini..”.

Adam gülümsedi.

— “Burada bulamazsınız. Ama şu ilerideki kahveye gidin. Belki size yardımcı olurlar.”

Gösterdiği kahvehaneye gittik.

Durumu anlattık.

Oradakiler bizi dikkatle dinlediler.

Sonra içlerinden biri konuştu.

— “Haymana merkezde Palulu bulmanız zor.”

— “Yenice’nin insanları kendilerini Palulu bilir.”

— “Bugün köy muhtarları nüfus müdürlüğüne gelmişti. Belki onları bulabilirsiniz.”

Hiç vakit kaybetmeden Hükümet Konağı’na gittik.

Fakat muhtarlar çoktan ayrılmıştı.

Görevli memur bir süre düşündü.

— “Bu işi en iyi Enver Yurtdaş bilir.”

— “İlçe Millî Eğitim Müdürlüğü’nde şube müdürü.”

— “Onu mutlaka bulun.”

Devam edecek…

11.08.2026

Süleyman Yapıcı

Günışığı Gazetesi

Süleyman Yapıcı
İlahiyatçı & Araştırmacı Yazar
Hakkımda