DENİZLERİ AŞAN VİCDAN: SİNAN AKILOTU ve SUMUD FİLOSU
Gazze bugün yalnızca bir şehir değildir.
Bir çocuğun korkuyla annesine sarıldığı gecedir.
Bir babanın, enkaz altında evladının sesini duyabilmek için taşları elleriyle kaldırdığı sabahtır.
Bir annenin, evinde hiçbir şey kalmamış olsa bile çocuklarına umut verebilmek adına kurmaya çalıştığı sessiz sofradır.
Orada insanlar sadece açlıkla değil; unutulmuşlukla, yalnız bırakılmışlıkla ve dünyanın sessizliğiyle de mücadele ediyor.
Gökyüzü artık çocuklar için mavi bir umut değil, ölüm korkusunun gölgesidir.
Kuş seslerinin yerini bombaların aldığı, oyuncakların yerini yıkıntıların doldurduğu bir coğrafyada insanlık her gün yeniden sınanmaktadır.
Ama Gazze halkının yaşadığı en büyük acı yalnızca açlık ya da yıkım değildir.
Belki de en ağır olan şey, dünyanın büyük kısmının bu acıları zamanla sıradan bir habere dönüştürmesidir.
İnsanlığın bir bölümü sessizleşirken, vicdan sahibi bazı insanlar bu sessizliğe teslim olmamayı seçiyor.
İşte tam da böylesi bir zamanda denizlerin üzerinde yükselen bir vicdan hareketi vardır: Sumud Filosu.
“Sumud” yalnızca bir kelime değildir.
Sabırdır, direniştir, vazgeçmemektir.
Bir halkın tüm kuşatmalara rağmen ayakta kalabilme iradesidir.
Ve Sumud Filosu, bu iradenin denizlerdeki adıdır.
Bu filo yalnızca yardım taşıyan gemilerden oluşmuyor.
İçinde vicdan taşıyor.
Her koli yardımın içinde biraz merhamet, biraz dua ve biraz kardeşlik bulunuyor.
Çünkü bazen bir halka ulaşan en büyük yardım, sadece yiyecek ya da ilaç değildir.
“Asla yalnız değilsiniz” diyebilmektir.
“Dünyada hâlâ sizin acınızı hisseden insanlar var” diyebilmektir.
Sumud Filosu’nun en dikkat çeken yönlerinden biri de, bu yolculuğun yalnızca siyasi değil tamamen insani bir çağrı oluşudur.
Farklı milletlerden, farklı dillerden ve farklı hayat hikâyelerinden insanlar aynı amaç için bir araya geliyor:
Bir çocuğun daha ölmemesi, bir annenin daha gözyaşı dökmemesi ve bir halkın tamamen karanlığa mahkûm edilmemesi için…
Bu anlamlı mücadelenin içinde öne çıkan isimlerden biri de Sinan Akılotu olmuştur.
Çünkü bazı insanlar sadece üzülür.
Bazıları ise üzülmekle yetinmeyip harekete geçer.
Sinan Akılotu, Gazze konusunda yalnızca konuşan değil; bedel ödemeyi göze alarak sorumluluk alan isimlerden biri olarak dikkat çekmektedir.
İki kez Sumud Filosu’na katılması, onun bu meseleyi geçici bir gündem değil, vicdani bir sorumluluk olarak gördüğünü göstermektedir.
Denizlerde yaşanabilecek engellemeleri, baskıları, tehditleri ve tüm riskleri bilmesine rağmen geri adım atmaması, bu mücadelenin onun gözünde ne kadar insani ve ahlaki bir mesele olduğunu ortaya koymaktadır.
Çünkü Gazze’ye doğru yola çıkan her gemi, dünyanın sessizliğine karşı yükselen bir itirazdır.
“Biz hâlâ insanız” deme biçimidir.
Ve Sinan Akılotu da bu itirazın güçlü seslerinden biri olmuştur.
Bugün birçok insan güvenli alanlarında sadece izlemeyi tercih ederken, o iki kez denizlere açılarak mazlumların yanında olmayı seçmiştir.
Bu tercih yalnızca bireysel bir cesaret örneği değil, aynı zamanda vicdanın eyleme dönüşmüş hâlidir.
Belki Sumud Filosu’nun önü kesilecek.
Belki limanlara ulaşması zorlaştırılacak.
Belki katılımcılar darbedilecek, alıkonulacak ya da baskıya maruz bırakılacak.
Belki dünyanın güçlü devletleri bu sesi duymamaya devam edecek.
Ama tarih göstermiştir ki;
hakikatin yanında duranlar bazen hemen kazanmazlar, fakat asla kaybetmezler.
Çünkü bazı yolculuklar sadece bir limana ulaşmak için yapılmaz.
Bazı yolculuklar tarihe bir not düşmek içindir.
“Ben gördüm, duydum ve sessiz kalmadım” diyebilmek içindir.
Sumud Filosu’nun taşıdığı en büyük anlam da budur.
Bu filo, modern dünyanın duyarsızlığına karşı yükselen ahlaki bir çağrıdır.
Bir halkın yalnız bırakılmasına karşı insanlığın vicdanını ayakta tutma çabasıdır.
Gazze’de bugün yıkılmış hastaneler, suskun kalan uluslararası kurumlar ve korku içinde büyüyen çocuklar var.
Ama aynı zamanda dünyanın dört bir yanında, bu acıya kayıtsız kalmayan insanlar da var.
İşte Sinan Akılotu, bu vicdan hareketinin sembol isimlerinden biri hâline gelmiştir.
Onun Sumud Filosu’na iki kez katılması, sadece yardım ulaştırma çabası değildir.
Bu aynı zamanda adaletin, merhametin ve insanlık onurunun yanında durma iradesidir.
Çünkü bazen bir insanın attığı adım, binlerce kişinin sessizliğinden daha güçlü olabilir.
Bazen bir gemi, bütün siyasi söylemlerden daha etkili bir mesaj taşıyabilir.
O mesaj şudur:
Gazze yalnız değildir.
Bir gün savaşlar bitecek.
Bombaların sesi susacak.
Gazze’nin çocukları korkmadan gökyüzüne bakabilecek.
Ve o gün geldiğinde,
Sumud Filosu yalnızca bir yardım hareketi olarak değil;
karanlık zamanlarda insanlığın vicdanını ayakta tutan onurlu bir direniş olarak hatırlanacaktır.
O direnişin içinde,
denizlere iki kez umut taşımayı göze alan
Sinan Akılotu gibi isimler de saygıyla anılacaktır.
Yolunuz açık, gazanız mübarek olsun…
12.05.2026
Süleyman Yapıcı
Günışığı Gazetesi