DİRENME RUHU VE UNUTTURULMAK İSTENEN GAZZE — Süleyman Yapıcı

DİRENME RUHU VE UNUTTURULMAK İSTENEN GAZZE

DİRENME RUHU VE UNUTTURULMAK İSTENEN GAZZE

Bazı şehirler yalnızca taşlardan, sokaklardan, binalardan ibaret değildir.
Bazı şehirler direnişin adıdır.
Acının, sabrın ve insan onurunun sembolüdür.

Gazze bugün tam da böyledir.

Dünyanın gözleri önünde yıllardır kuşatma altında yaşayan bir halkın, yok edilmeye çalışılan bir hafızanın ve teslim alınmak istenen bir iradenin adıdır Gazze.

Ama Gazze’yi asıl ayakta tutan şey betonlar değil, “direniş” ruhudur.

Direnmek…
Ayakta kalmak demektir.
Yıkılsa da vazgeçmemek demektir.
Korkuya rağmen yaşamaya devam etmek demektir.

Bir annenin enkaz başında evladını beklemesi…
Bir çocuğun bombaların altında okula gitmeye çalışması…
Elektriğin, suyun, ilacın olmadığı bir yerde insanların hâlâ birbirine ekmek bölmesi…

İşte direnmek budur.

Gazze bugün sadece bombalarla değil, aynı zamanda unutturulmak istenerek yok edilmeye çalışılıyor.

Çünkü modern dünya artık yalnızca silahlarla savaşmıyor.
Algıyla savaşıyor.
Sessizlikle savaşıyor.
İnsanların dikkatini dağıtarak savaşıyor.

Bir süre konuşuluyor Gazze…
Sonra başka gündemler geliyor.
Yeni krizler, yeni tartışmalar, yeni manşetler…

Ve dünya yavaş yavaş unutmaya başlıyor.

Oysa Gazze’de acı durmuyor.

Çocuklar hâlâ ölüyor.
Aileler hâlâ enkaz altında kalıyor.
İnsanlar hâlâ açlık, susuzluk ve korkuyla yaşamaya çalışıyor.

Ama dünyanın büyük kısmı artık sadece kısa süreli üzülüyor.

En korkutucu olan da budur.

Çünkü bir zulüm unutulduğunda, zalim daha da güçlenir.

Bugün Gazze’ye yapılan yalnızca fizikî bir saldırı değildir.
Bir halkın hafızası silinmek isteniyor.
Kimliği, tarihi, direnci yok edilmek isteniyor.

Evler yıkılıyor.
Hastaneler vuruluyor.
Camiler, okullar, sokaklar yok ediliyor.

Ama asıl hedef, insanların umududur.

Çünkü umut kırılırsa direniş de kırılır sanılıyor.

Fakat unuttukları bir şey var:

Gazze sadece bir toprak parçası değildir.

Gazze, bütün dünyanın vicdanına sorulmuş bir sorudur.

Bugün Gazze’ye bakınca aslında insanlık kendine bakıyor.
Kim ses çıkarıyor?
Kim susuyor?
Kim gerçekten adaleti savunuyor?

Bunların cevabı Gazze’de ortaya çıkıyor.

Modern dünya insan haklarından söz ediyor.
Demokrasiden, özgürlükten, hukuktan bahsediyor.

Ama Gazze’de ölen çocuklar karşısında aynı dünya çoğu zaman sessiz kalıyor.

İşte bu yüzden Gazze yalnızca bir savaşın değil, büyük bir vicdan krizinin merkezidir.

Ve belki de bu çağın en ağır utancı şudur:

İnsanlık, canlı yayınlarda bir halkın acısını izlemeye alıştı.

Oysa acıya alışmak, insanlığın çöküşüdür.

Gazze’de insanlar yalnızca hayatta kalmaya çalışmıyor.
Aynı zamanda unutulmamaya çalışıyor.

Çünkü biliyorlar:

Unutulan her acı biraz daha yalnız kalır.

Bu yüzden Gazze’de direniş sadece silahla değil; hafızayla da sürüyor.

Bir annenin evladının adını yaşatması…
Bir çocuğun yıkılmış okulunun önünde kitap taşıması…
Enkazların arasında bile ezan okunması…

Bunların hepsi direnme ruhunun parçalarıdır.

Dünya Gazze’yi bazen bir haber başlığı gibi görüyor.

Ama Gazze bir haber değildir.

Gazze; açlığa rağmen paylaşmanın, yıkıma rağmen ayakta kalmanın, korkuya rağmen insan kalabilmenin adıdır.

Ve belki de bu yüzden bazı güçler Gazze’den korkuyor.

Çünkü Gazze, bütün yalnızlığına rağmen hâlâ teslim olmadı.

Bugün Gazze’yi unutmak, yalnızca bir şehri unutmak değildir.
İnsanlığın vicdanını unutmaktır.

Çünkü bazı yerler vardır; onları savunmak sadece siyasî değil, insanî bir meseledir.

Gazze işte böyle bir yerdir.

Ve tarih bir gün şunu mutlaka yazacaktır:

Bazıları güçlüydü.
Bazıları sessizdi.
Ama Gazze, bütün yıkıma rağmen ayakta kalmaya çalıştı.

Çünkü direnmek, bazen sadece direnmek değil; insan kalabilmektir.

19.05.2026

Süleyman Yapıcı

Günışığı Gazetesi

Süleyman Yapıcı
İlahiyatçı & Araştırmacı Yazar
Hakkımda